KARSLI: TEK KİŞİ İDARESİ EMİR KOMUTAYI HIZLANDIRMIYOR, DEPREME GEÇ MÜDAHALE EDİLMESİ BUNU GÖSTERDİ

13 Şubat 2023

Merkez Parti Genel Başkanı Prof.Dr. Abdurrahim Karslı, kurum ve kuruluşların deprem bölgesine geç müdahale etmesini bir yönetim krizi olarak tanımlayarak, EMASYA Protokolü’nün kaldırılmasına dikkat çekti. Karslı, “Eskiden ne diyorlardı? Başkanlık sistemi bir kişiye bağlı olacağı için emir komuta hızlı olacak, bürokratik hantallık engellenecek, acil durumlarda hızlı kararlar verilecek. Bu afet bize şunu gösterdi. Her şeyin bir kişiye bağlı olması emir komutada hızı artırmamaktadır. Hizmeti yerelleştirmek, bölmek gerekmektedir. Kurum ve kuruluşların yetkileri olması, ihtiyaç olduğunda hızla inisiyatif kullanabilen bir mevzuat ve idare olması gerekmektedir. Yoksa her şeyi bir kişiden beklerseniz tablo bu oluyor. Demek ki tek kişinin idaresi emir komutayı hızlandırmıyor, sorunları artırıyor” dedi.

 

Genel Başkanımız Karslı’nın açıklaması şöyle:

 

“Daha önce doğal afetlerde EMASYA gibi protokoller vardı. Ordu normal dönemde de onun tatbikatlarını yapardı. Bir felaket olduğunda kim, nerede, ne görev yapacak belliydi. Nasıl askeriyede atış, silah talimleri yapılırsa bunların da talimleri yapılırdı. Arama kurtarma, halkla koordine nasıl olacak bunların eğitimleri ve uygulamaları yapılırdı. Hatta valilik, kaymakamlık gibi yerel yönetimlerle birlikte yapılırdı. Son yıllarda mevzuatta birçok değişiklik yapıldığı gibi askeri mevzuatta da değişiklik yapıldı ve bunlar kaldırıldı. Mesela EMASYA protokolüne göre, afet durumu olduğunda askerin sevk ve idaresi bulunduğu yer neresiyse anında müdahale edebiliyordu. Dolayısıyla yukarıdan aşağıya bir emir silsilesine gerek yoktu. Yerel anlamda askeriyenin başındaki amir emir ve komutayla o işe anında müdahale edebiliyordu. Şimdi o silsile en üste bağlandı. Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla bütün memleket harekete geçebiliyor. Onun için böyle bir hadise olduğunda askeriyenin kışladan çıkabilmesi için yukarıdan talimat bekleniyor. Dolayısıyla asker hadisenin olduğu ilk günde hemen sahaya müdahale edemedi. İkinci üçüncü gün sahaya indi. Hatta Sayın Hulusi Akar’ın bir açıklaması oldu. 3 bin 500 kişiyle sahadayız dedi. Oysa 10 ilde meydana gelen bir felakette bu asker sayısı çok yetersizdir. En az 30 bin asker sahaya inmesi lazım. Nitekim sonradan telaffuz ettikleri asker sayısı 30 bine yakındı. Dolayısıyla birçok kurum ve kuruluşun bu hadiseye geç müdahale etmesi gibi askeriye de geç müdahale etmek durumunda kaldı. Biliyorsunuz deprem için saniyeler bile hayati önem taşımaktadır. Depremin sekizinci gününde hala ses var mı diye soruyoruz. Ses duyuluyor, insanlar çıkarılıyor. İlk gün organize olunsa bu kadar kayıp yaşanmazdı. İnsanlar kilometrelerce uzaktan arabalarıyla deprem bölgesine gittiler. İlk gidenlerin beyanları biz geldiğimizde iş başında kimse yoktu şeklindeydi. Şehirlerin girişinde AFAD’tan bir iki araç vardı, onun dışında enkazların başında kimse yoktu dediler. Sonuç itibariyle geç kalındı. Geç kalınmasının nedeni de Türkiye’deki bu işleyiştir. Eskiden ne diyorlardı? Bu sistem bir kişiye bağlı olacağı için emir komuta hızlı olacak, bürokratik hantallık engellenecek, acil durumlarda hızlı kararlar verilecek. Bu bize şunu gösterdi. Her şeyin bir kişiye bağlı olması emir komutada hızı artırmıyor. Hizmeti yerelleştirmek, bölmek gerekmektedir. Kurum ve kuruluşların yetkileri olmalı, ihtiyaç olduğunda hızla inisiyatif kullanabilen bir mevzuat ve idare olması gerekmektedir. Yoksa her şeyi bir kişiden beklerseniz tablo bu oluyor. Demek ki tek kişinin idaresi emir komutayı hızlandırmıyor, sorunları artırıyor. Bu yönetim sistemiyle Türkiye’nin iyiye gitmesi mümkün değildir. Eğitimde, sağlıkta, hukukta, askeri sistemde bu anlayışla iyiye gidemeyiz. Çünkü kurum ve kuruluşlar, istişare mekanizması, ortak akıl yok. Yetki dağıtılmıyor. Her şey bir kişide toplanmış durumda. Yasalarda, atamalarda, emir ve yetkide hep bir kişinin ağzına bakılmaktadır. Bu sistem sürdürülebilir değildir.”